Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, statükonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, çözüme ulaşmanın tarihi sorumlulukları olduğunu kaydetti.
İncirli Kıbrıs sorununun siyasi bir anlaşmazlığın ötesinde insan hakları, sosyal adalet, ekonomik refah, güvenlik ve gençlerin geleceği ile ilgili boyutları olduğuna da dikkat çekti.
CTP Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre İncirli, Alexis Tsipras Enstitüsü ve Promitheas Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle Lefkoşa’da düzenlediği 3. Uluslararası Konferans’a konuşmacı olarak katıldı. “Çoklu Krizler Döneminde Barış ve Sosyal Adalet” temasıyla gerçekleştirilen konferansta İncirli’ye Milletvekili Armağan Candan ile CTP Örgütlenme Sekreteri Koral Aşam eşlik etti.
Moderatörlüğünü gazeteci Stavriani Konstantinou (CyBC) üstlendği oturumda, Eski Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı ve Güney Lefkoşa Belediye Başkanı Charalambos Prountzos de yer aldı.
-“Çözüm ile birlikte Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de barış, diyalog ve iş birliğinin kalıcı bir örneği olabilir”
İncirli konuşmasında; savaşlar, düzensiz göç, güvenlik sorunları, ekonomik belirsizlik ve eşitsizlik, sosyal adaletsizlik, iklim krizi ve demokratik kurumların zayıflaması gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda krizle karşı karşıya kalındığını ifade etti. İncirli, Kıbrıs’ın bölgesel barış ve istikrarın merkezi haline gelmesinin stratejik önemine vurgu yaparak, “Çözüm ile birlikte Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de bir gerilim kaynağı değil, barışın, diyaloğun ve iş birliğinin kalıcı bir örneği olabilir.” dedi. İncirli, Türkiye-AB ilişkilerinin normalleşmesi, Kıbrıs’ta barışın tesis edilmesi ve çözüm sürecinin ilerletilmesi açısından olumlu bir etki yaratabileceğini ve çözüm sürecinin de bu ilişkiyi besleyeceğini ifade etti.
-İncirli: “Gençler, belirsiz değil güven ve refah içinde bir geleceği hak ediyor”
Uzun yıllardır devam eden çözümsüzlüğün toplumlar arasındaki mesafeyi artırdığını ve ciddi sosyo-ekonomik maliyetler doğurduğunu kaydeden İncirli, Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesini defalarca ortaya koyduğunu, 2004 Annan Planı referandumu, Crans-Montana Konferansı süreci ve son olarak çözüm yanlısı bir lider olan Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin bu iradenin en somut göstergeleri olduğunu hatırlattı. Özellikle Kıbrıs sorunun gençlerin geleceğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu belirten İncirli, “Gençler, belirsiz değil güven ve refah içinde bir geleceği hak ediyor.” şeklinde konuştu.
-“Kıbrıslı Türkler çözüm arayışındaki ısrarını ve iradesini kaybetmiş değil”
Soru cevap kısmında ise İncirli, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki iradesini yineleyerek, “2004 yılında Annan Planı referandumunda iki taraftan da ‘evet’ çıksaydı bugün 22 yıllık bir federal çözümde yaşıyor olacaktık.” dedi. Kıbrıs Türk toplumunun yıllardır ekonomik, siyasi ve demokratik sorunlarla mücadele ettiğine dikkat çeken İncirli, “Kıbrıslı Türkler çözüm arayışındaki ısrarını ve iradesini kaybetmiş değil” diye konuştu.
-“Ortak tehditlere karşı ortak çözümler üretmeliyiz”
İncirli, federal çözümün yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda ortak yaşam kültürü olduğunu belirterek, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların ortak riskler ve ortak tehditler karşısında birlikte hareket etmeyi başarması gerektiğini söyledi. Doğal afetlerden bölgesel güvenlik sorunlarına, iklim krizinden jeopolitik gerilimlere kadar birçok meselenin tüm adayı aynı şekilde etkilediğini ifade eden İncirli, adanın karşı karşıya olduğu risklere karşı ortak çözümler üretilebilmesi gerektiğini belirtti.
Kalıcı barışın, siyasi eşitlik, adil paylaşım, tüm kurumlarda kapsayıcılık ve yurttaşlık haklarına karşılıklı saygı gerektirdiğini söyleyen İncirli, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanlarda dışlanmasının büyük bir adaletsizlik yarattığını belirtti.
-“Çözümsüzlükle sonuçlanacak bir müzakere sürecine kimsenin tahammülü kalmadı”
İncirli, BM Milletler Genel Sekreteri Antonio Gutteres ve Genel Sekreter’in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’ın yürüttüğü çalışmaları desteklediklerini de belirtti. İncirli, “Uzun yıllara yayılan ve sonuç üretmeyen süreçlerin artık geride bırakılması gerek. Statüko sürdürülebilir değildir; Kıbrıs’ta çözüme ulaşmak tarihi sorumluluğumuzdur.” dedi. İncirli, olası bir müzakere sürecinin, siyasi eşitliğin güvence altına alındığı, sınırlı bir takvim çerçevesinde, Crans-Montana’ya kadar elde edilen yakınlaşmaların teyit edilerek ve sonuç odaklı ilerlemesi gerektiğinin altını çizdi. Kıbrıslı Türklere bağlı olmayan bir başarısızlık durumunda bugünkü statükoya dönülmemesi gerektiğini ifade eden İncirli, çözümsüzlükle sonuçlanacak bir müzakere sürecine kimsenin tahammülü kalmadığını sözlerine ekledi. Sıla Usar İncirli, CTP’nin iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı, uluslararası hukuka uygun bir çözüm için çalışmaya devam edeceğini vurguladı.










