SEÇİME GİDERKEN KUZEY KIBRIS

Mühürden Program Sözleşmesine; Seçmenin Seçiciliği ve Siyasi Sorumluluk

Seçim sistemindeki değişiklik, sandıkta kullanılan tercihin biçimini değiştirebilir. Siyasal ilişkinin niteliğini değiştirmesi ise partilerin ve seçmenin bu yeni koşullarda nasıl davranacağına bağlıdır. Parti programlarının daha fazla önem kazanması, seçmenin bu programları kendiliğinden değerlendireceği anlamına gelmez. Yeni dönemin temel meselesi, partilerin uygulanabilir politikalar sunmasıyla seçmenin bu politikalar arasında bilinçli bir tercih yapabilmesini buluşturmaktır.

Karma oyun kaldırılması üzerine önceki yazıda ele aldığımız “programatik siyasal yeniden hizalanma”, bu nedenle tamamlanmış bir dönüşüm olarak görülemez. Kavram, seçmen-parti ilişkisinin program, kadro ve yönetme kapasitesi etrafında yeniden kurulabilme imkanını ifade eder. Bu imkanın gerçekleşmesi, parti tercihinin gerekçelerinin değişmesini gerektirir. Seçmen mühür kullanırken hangi kamusal önceliklere destek verdiğini değerlendirmiyorsa, seçim yöntemindeki değişiklik yerleşik siyasal alışkanlıkları farklı bir biçimde sürdürebilir.

Burada belirleyici olan seçmenin seçiciliğidir. Seçicilik; programları karşılaştırma, vaatlerin uygulanabilirliğini sorgulama, kadroların yeterliliğini değerlendirme ve geçmiş yönetim deneyiminden sonuç çıkarma kapasitesidir. Bir partinin sorunları doğru adlandırması önemlidir. O sorunları hangi araçlarla, hangi kaynaklarla ve hangi sürede çözmeyi önerdiği, tercihin daha sağlam bir temele oturmasını sağlar.

Program odaklı değerlendirme eksikliği, yalnızca seçmenin ilgisizliğiyle açıklanamaz. Siyasal tartışmanın kişiler etrafında yürütülmesi, programların anlaşılması güç metinler halinde sunulması, vaatlerin birbirine benzemesi ve geçmişte verilen sözlerin sonuçlarının açıklanmaması, bu eksikliği besleyebilir. Programlar arasında anlamlı fark göremeyen yurttaş, tanıdığı kişiye, alıştığı partiye veya gündelik sorununa doğrudan cevap vereceğini düşündüğü ilişkilere yönelebilir. Bu davranışı anlamak, onu üreten siyasal ve toplumsal koşulları incelemeyi gerektirir.

Ekonomik güvencesizlik de değerlendirme biçimini etkileyebilir. Geliri yetersiz, işi belirsiz veya kamu hizmetine erişimi güç olan bir yurttaş açısından hemen karşılanabilecek ihtiyaçlar öncelik kazanır. Uzun vadeli bir politika, uygulama yolu açık değilse inandırıcılığını kaybeder. Programatik siyasetin görevi, gündelik ihtiyaçlarla kalıcı çözümler arasında güvenilir bir bağ kurmaktır. Seçmenin yaşadığı sorunu tanımayan bir programın, kapsamlı olması tek başına yeterli değildir.

Bununla birlikte seçmenin değerlendirmesi, kendi ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağı sorusunun ötesine uzanmalıdır. Önerilen politikanın maliyetini kim taşıyacaktır? Sağlanan destek hangi koşullarda dağıtılacaktır? Kamu hizmetlerinin niteliği ve erişilebilirliği nasıl değişecektir? Bugün sunulan yarar, gelecekte hangi yükümlülükleri doğuracaktır? Bu sorular, bireysel beklentiyi ortak yaşamın koşullarıyla ilişkilendirir. Eşit yurttaşlık bilinci, kamusal kaynakların kullanımını bu geniş çerçevede değerlendirebilmeyi gerektirir.

Partilerin sorumluluğu, böyle bir değerlendirmeyi mümkün kılacak açıklığı sağlamaktır. “Esnafı destekleyeceğiz”, “sağlığı iyileştireceğiz” veya “gençlere iş sağlayacağız” ifadeleri siyasi yönelimi gösterir. Seçmenin karşılaştırma yapabilmesi için desteğin kapsamı, uygulama yöntemi, finansmanı ve beklenen sonucu açıklanmalıdır. Programın anlaşılır olması, düşünsel derinliğinden vazgeçilmesi anlamına gelmez. Karmaşık sorunların yurttaşın değerlendirebileceği bir açıklıkla anlatılması, siyasi yeterliliğin parçasıdır.

Berlin Sosyal Bilimler Merkezi bünyesindeki Manifesto Projesi, partilerin seçim programlarını sistematik biçimde inceleyerek siyasi önceliklerini ülkeler ve dönemler arasında karşılaştırmaktadır. Programların karşılaştırılabilir belgeler olarak ele alınması, Kuzey Kıbrıs’taki seçim tartışması açısından da yol göstericidir. Aynı toplumsal sorun karşısında partilerin farklı çözüm yolları görünür hale getirildiğinde, seçmenin tercihini gerekçelendirebileceği alan genişler. wzb.eu

Bu karşılaştırmada vaat, kaynak ve sonuç birlikte değerlendirilmelidir. Küçük işletmelere destek öneren bir programın krediye erişim, vergi düzenlemesi, mesleki eğitim veya kamu alımları üzerinden nasıl işleyeceği bilinmelidir. Sağlık hizmetlerini geliştirme taahhüdü, bekleme süreleri ve hizmete erişim üzerinden izlenebilmelidir. İstihdam politikası, açılan kursların yanında işe yerleşme, çalışma koşulları ve istihdamın devamlılığıyla değerlendirilmelidir. Seçmenin seçiciliği, yapılan faaliyetle elde edilen toplumsal sonuç arasındaki farkı görebildiği ölçüde güçlenir.

Programın inandırıcılığı, onu uygulayacak kadronun niteliğinden de ayrı düşünülemez. Seçmen, adayların tanınırlığının yanında bilgi birikimini, kamusal sorumluluk anlayışını ve birlikte çalışma kapasitesini değerlendirebilmelidir. Geçmişte yönetim sorumluluğu üstlenmiş partiler açısından önceki vaatlerle gerçekleşen sonuçların karşılaştırılması ayrıca önem taşır. Yeni vaatlerin güvenilirliği, geçmiş deneyimin açık biçimde tartışılmasına da bağlıdır.

Bu noktada “program sözleşmesi” kavramı anlam kazanır. Kavram, hukuken uygulanacak bir özel sözleşmeyi ifade etmez. Seçmenin verdiği yetkiyi açık siyasi taahhütlere bağlayan demokratik bir sorumluluk ilişkisini tanımlar. Parti hangi öncelikleri gerçekleştirmeyi üstlendiğini açıklar; seçmen bu öncelikleri değerlendirerek tercih yapar. Seçim sonrasında program, verilen yetkinin nasıl kullanıldığını sorgulamanın ortak dayanağı olur.

Bu ilişkinin işlemesi için vaatlerin başlangıç verisi, hedefi, takvimi ve mali karşılığı belirlenmelidir. Her toplumsal amaç tek bir rakamla ölçülemez. Yine de ilerlemenin hangi kanıtlarla değerlendirileceği açıklanabilir. Hizmetin kaç kişiye ulaştığı kadar, kimlerin hizmet dışında kaldığı da önemlidir. OECD’nin kamu yönetimi çalışmalarında politika uygulamalarının ve performans göstergelerinin izlenmesi, kamu kaynaklarının sonuçlarının açıklanması ve hesap verebilirlik birlikte ele alınmaktadır. www.oecd.org

Seçmenin denetim hakkı, oy verdiği partinin iktidara gelmesiyle sona ermez. Tercih ettiği partiden açıklama istemesi, desteklediği programı ciddiye aldığını gösterir. Koalisyon kurulması, ekonomik koşulların değişmesi veya uygulamada güçlüklerle karşılaşılması, taahhütlerin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Hangi sözün neden değiştirildiği, hangi öncelikten vazgeçildiği ve bunun toplumsal maliyeti kamuoyuna açıklanmalıdır. Siyasi sorumluluk, değişen koşullarda alınan kararların gerekçesini de kapsar.

Denetimin sürekliliği, yurttaşların güvenilir bilgiye erişebilmesine bağlıdır. Meclis, basın, üniversiteler, sendikalar ve meslek örgütleri programlarla sonuçlar arasındaki ilişkiyi kamuoyunun değerlendirmesine açabilir. Hükümetlerin düzenli ilerleme raporları yayımlaması; gerçekleşen hedefleri, gecikmeleri ve düzeltici adımları birlikte açıklaması gerekir. OECD’nin kamu yönetimi çerçevesinde bilgiye erişim, şeffaflık ve performansın izlenmesi hesap verebilir yönetimin temel unsurları arasında yer almaktadır. www.oecd.org

Kuzey Kıbrıs’ta yeni seçim sürecinin demokratik niteliği, programların seçmenin kararında ne ölçüde etkili olacağıyla sınanacaktır. Bu dönüşüm, partilerin açık ve uygulanabilir taahhütler sunmasını; seçmenin karşılaştırma, sorgulama ve denetleme kapasitesinin güçlenmesini gerektirir. Programın niteliği, seçmenin seçiciliği ve kamusal denetim aynı demokratik ilişkinin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.

Mühür, bu ilişkiyi başlatan siyasi yetkidir. Program o yetkinin amaçlarını, hesap verebilirlik ise sonuçlarından doğan sorumluluğu belirler. Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacı, seçim öncesinde tercihini gerekçelendirebilen, seçim sonrasında verdiği yetkinin takipçisi olabilen yurttaşın güçlenmesidir. Partilerin yönetme iddiası da bu yurttaşın soruları karşısında sınanmalıdır. Siyasete nitelik kazandıracak olan, açık taahhütlerle bilinçli tercihin buluşması ve verilen sözün kamusal sorumluluk doğurmasıdır.

Mahmut Kanber
Siyaset Bilimci – Araştırmacı – Yazar

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir