“Eşit İşe Eşit Muamele İlkesinin İhlali”

Sosyal devlet ilkesinin temel unsurlarından biri, çalışanların ekonomik dalgalanmalara ve hayat pahalılığına karşı korunmasıdır. Ancak bu korumanın kapsamı ve uygulanma biçimi, eşitlik, ayrımcılık yasağı ve hukuki öngörülebilirlik ilkeleriyle uyumlu olmak zorundadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) asgari ücretle çalışan yalnızca KKTC vatandaşlarını kapsayacak şekilde uygulamaya konulan 12.000 TL tutarındaki nakdi destek programı, bu bağlamda hukuki açıdan tartışmalı bir görünüm arz etmektedir.
-Bu noktada kritik husus, destekten yalnızca KKTC vatandaşı olan asgari ücretli çalışanların yararlanabilmesi; aynı koşullarda çalışan yabancı uyruklu işçilerin ise tamamen kapsam dışında bırakılmasıdır.

I. Uluslararası Hukukta Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı

Uluslararası insan hakları hukukunda eşitlik ilkesi, benzer durumdaki bireylerin benzer muamele görmesini, farklı muamelenin ise ancak meşru amaç, orantılılık ve nesnel gerekçe kriterlerini karşılaması hâlinde hukuken kabul edilebilir olmasını gerektirir.¹ Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 14. maddesi, sözleşmede tanınan haklardan yararlanmada ayrımcılığı yasaklamakta; uyruk temelli farklı muameleleri de bu kapsamda değerlendirmektedir.²

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sosyal ve ekonomik haklar bağlamında verdiği kararlarda, devletlerin takdir yetkisini kabul etmekle birlikte, keyfi veya orantısız ayrımların insan hakları ihlali teşkil edeceğini açıkça vurgulamaktadır.³

II. KKTC’de Asgari Ücret Destek Uygulamasının Hukuki Niteliği

KKTC’de uygulamaya konulan destek programı, resmî açıklamalarda “devlet desteği” olarak nitelendirilmiş olsa da, içeriği itibarıyla sosyal yardım değil, ücret tamamlayıcı bir mali araç niteliği taşımaktadır. Zira ödemenin amacı, hayat pahalılığı karşısında çalışanların alım gücünü korumaktır.

Bu noktada kritik husus, destekten yalnızca KKTC vatandaşı olan asgari ücretli çalışanların yararlanabilmesi; aynı koşullarda çalışan yabancı uyruklu işçilerin ise tamamen kapsam dışında bırakılmasıdır.

III. Eşit İşe Eşit Muamele İlkesinin İhlali

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 111 No’lu Sözleşmesi, istihdam ve meslek alanında uyruk temelli ayrımcılığı açık biçimde yasaklamaktadır.⁴ KKTC’de asgari ücretle çalışan yabancı işçiler, vatandaşlarla aynı iş tanımı, aynı ücret seviyesi ve aynı çalışma koşulları altında istihdam edilmektedir. Buna ek olarak, yabancı işçiler çoğu zaman çalışma izni, ikamet harcı ve benzeri idari yükümlülükler nedeniyle daha ağır mali külfetlere katlanmaktadır.

Hayat pahalılığı, bireylerin vatandaşlık statüsüne göre farklılaşan bir olgu değildir. Buna rağmen yalnızca vatandaşlara yönelik nakdi destek sağlanması, eşit işe eşit muamele ilkesini zedelemekte ve fiilî olarak çalışanlar arasında dolaylı bir ücret eşitsizliği yaratmaktadır.

Bu uygulama, eşit işe eşit muamele ilkesini zedeleyerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk ve insan hakları alanında benimsediği normatif söylemle açık bir çelişki yaratmaktadır.

IV. Normatif Tutarlılık ve Devletin Pozitif Yükümlülükleri

Devletlerin sosyal politika alanındaki takdir yetkisi, insan hakları normlarıyla sınırsız değildir. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, çalışma hakkı ve adil ücret ilkesini güvence altına alırken, bu haklardan yararlanmada ayrımcılığın yasak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.⁵

KKTC’nin uluslararası alanda savunduğu açılım, çok kültürlülük ve izolasyonların kaldırılması yönündeki söylemi, iç hukukta uygulanan politikalarla desteklenmediği sürece normatif bir tutarlılık kazanamaz. Yabancı iş gücünü sistematik biçimde dışlayan sosyal politika uygulamaları, fiilî olarak yeni bir iç izolasyon yaratmakta ve devletin pozitif yükümlülükleriyle çelişmektedir.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir