Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar yaptığı yazılı açıklamada, “Kıbrıs Türk Halkı Eşit Egemen Ortak Olarak Masada Yerini Alacaktır” dedi.
Akpınar açıklamasında şunları kaydetti;
Kıbrıs Türk halkı olarak, artık yeni ve tarihi bir dönemin başındayız .
Kıbrıs meselesinde yarım asrı aşan belirsizlikten sonra, bugün çok daha net bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu tablo bize tek bir gerçeği gösteriyor:
KUM SAATİ DÖNEMİ RESMEN BAŞLAMIŞTIR.
Bugüne kadar sayısız müzakere masası kuruldu, anlaşma taslakları hazırlandı, defalarca iyi niyet adımları atıldı.Ancak her defasında süreç, Güney Kıbrıs liderliğinin siyasi niyetsizliği ve oyalama taktikleri nedeniyle tıkandı.
Artık Kıbrıs Türk halkına umut vadetmeyen, “güven artırıcı önlem” adı altında yürütülen kısıtlı temasların fayda sağlamadığı ortadadır. Çünkü sorun güven sorunu değil, çok daha temel bir konudur:
MESLE EŞİT EGEMENLİĞİN TANINMASI MESELESİDİR.
“Bekleme Dönemi” Bitmiştir:
Kıbrıs Türk Halkı Eşit Ortak Olarak Masadadır .
Kıbrıs Türk halkı, barışın ancak eşit statü ve karşılıklı tanıma temelinde mümkün olduğunu defalarca göstermiştir. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu 10 maddelik öneri paketi, müzakere sürecine sonuç odaklı bir yaklaşım getirmesi açısından son derece değerlidir.
Cumhurbaşkanı Sn. Tufan Erhürman’ın 10 Maddelik Önerisinin Ana Başlıkları:
1. Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık haklarının tanımlanması
2. Mezarlık Komitesi’nin yeniden çalıştırılması
3. Kayıp Şahıslar Komitesi’nin hızlandırılması
4. 14 yaş altı çocukların güneyde eğitim alabilmesi
5. Üçüncü dünya akademik kurumlarına erişimde kolaylık
6. Karma evliliklerin eşit statüyle değerlendirilmesi
7. Sınır kapılarındaki komite çalışmalarının etkinleştirilmesi
8. Geçişlerde dijital entegrasyon süreçleri
9. Ortak kültürel çalışma komitelerinin kurulması
10. Kıbrıs Türk tarafının eşit ortaklığını gözeten yeni müzakere çerçevesi
Bu öneriler, Kıbrıs Türk halkının eşitliğini ve statüsünü korumaya yönelik stratejik bir vizyonun temelidir.
Güney Kıbrıs liderliğinin dün yaptığı açıklamalar bir kez daha göstermiştir ki .,
Rum Yönetimi hala Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne indirgeme hayalinden vazgeçmemiştir.
Türk askerinin adadan çekilmesi talebi ise .,
• Tarihi gerçeklerle bağdaşmamakta,
• Ada’nın güvenlik mimarisini yok saymakta,
• Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıları ve güvenlik kaygılarını görmezden gelmektedir.
Türk askeri bu adanın gerçek, daimi ve vazgeçilmez güvencesidir.
Bu varlık herhangi bir siyasi pazarlığın konusu dahi yapılamaz.
5+1+1 Formülü , Tarihi Bir Fırsat
Bugün elimizde son derece önemli bir diplomatik zemin bulunmaktadır:
5+1 + AB formatı.
Yani .,
• Türk tarafı
• Rum tarafı
• Üç garantör ülke
• Birleşmiş Milletler
• Avrupa Birliği
Bu yapı, doğru yönetildiğinde yeni bir sayfanın kapısını aralayabilir.
Ancak unutulmamalıdır ki .,
Gayriresmi temaslar, bir halkın kaderini belirleyemez.
Bu zemin mutlaka resmi müzakere sürecine dönüşmelidir.
Kıbrıs Türk Halkı Azınlık Değildir!
Bu Adanın Eşit Kurucu Ortağıdır!
1960’ta kurucu ortak olduk,
1974’te varlığımızı savunduk,
1983’te devletimizi kurduk.
Bugün 2025’te hala eşit statünün tanınmasını beklemek,
uluslararası sistemin adalet duygusunu sorgulamaktadır.
Kıbrıs Türk halkı:
• Devletini kurmuştur,
• Üniversitelerini, kurumlarını, ekonomisini inşa etmiştir,
• Demokrasi kültürünü güçlendirmiştir,
• Tüm izolasyonlara rağmen ayakta kalmayı başarmıştır.
Onurlu Barış Bizimdir, Kıbrıs Türk halkı barıştan yanadır,
Biz müzakere masasında olacağız,
Ama eşitliğimizi, özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi koruyarak olacağız.
Kimse bizi kendi geleceğimizden vazgeçiremez.
Zaman akıyor…
Kum saati dönemi başlamıştır.
Saygılarımla,









