CTP Grup Başkanvekili Asım Akansoy, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Güney Kıbrıs ziyaretini ve Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in İsrail ile geliştirdiği ilişkileri eleştirerek, “Kıbrıs’ı barışın köprüsü yapmak ile Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin bir parçası haline getirmek aynı siyaset değildir” dedi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkanvekili ve Milletvekili Asım Akansoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Hristodulidis’in resmi daveti üzerine Güney Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyareti değerlendirdi.
Hristodulidis’in bir yandan Kıbrıs’ta çözümden, barıştan, iki toplumun ortak geleceğinden ve güven tesisinden söz ettiğini, diğer yandan İsrail ile ilişkilerini giderek daha kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştürdüğünü savunan Akansoy, bu politikanın açıkça sorgulanması gerektiğini belirtti.
Akansoy, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da yol açtığı 74 bini aşkın can kaybı ve ağır insani yıkımın sürdüğünü belirterek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından savaş suçları nedeniyle tutuklama kararı çıkarıldığını, İsrail’in Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla yargılandığını ve Herzog’un da uluslararası arenada suç duyurularının hedefi haline geldiğini ifade etti.
Akansoy, bu koşullarda Güney Kıbrıs ile İsrail arasında geliştirilen ilişkilerin sıradan bir dış politika tercihi olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
“KIBRIS JEOPOLİTİK HESAPLARIN İÇİNE SÜRÜKLENİYOR”
Hristodulidis’in İsrail yönetimiyle geliştirdiği ilişkinin İsrail’i Güney Kıbrıs’a yalnızca ekonomik ve siyasi bir güç olarak çekmediğini savunan Akansoy, bu politikanın Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’deki jeopolitik hesapların doğrudan içerisine sürüklediğini ileri sürdü.
“Kıbrıs’ta barış ve çözüm istediğini söyleyen bir liderin, uluslararası hukukun sanığı durumuna düşmüş bir bölgesel aktörle ve askeri kamplaşmanın bir tarafıyla yakınlaşması kabul edilemez” diyen Akansoy, İsrail ile ilişkilerin stratejik ve askeri ortaklık düzeyine taşınmasının ve bunun Yunanistan’la üçlü bir yapı içerisinde yürütülmesinin Kıbrıs’ın geleceği açısından kritik olduğunu kaydetti.
Akansoy, “Kıbrıs’ı barışın köprüsü yapmak ile Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin bir parçası haline getirmek aynı siyaset değildir” ifadelerini kullandı.
“GÜVEN Mİ ÜRETECEKSİNİZ, JEOPOLİTİK GÜÇ MÜ BİRİKTİRECEKSİNİZ?”
Hristodulidis’in Kıbrıslı Türklerle çözüm aradığını söylerken diğer taraftan bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmaya çalıştığını savunan Akansoy, bunun ayrışmayı derinleştirebileceğini ve bölgesel gerilimi artırabileceğini ileri sürdü.
Akansoy, “Bu, çözüm söylemi arkasına gizlenmiş bir güç biriktirme siyasetidir ve asla kabul edilemez. Bu durum, çözümü değil karşılıklı aşırı milliyetçiliği yükselten ve askeri önlemleri beraberinde getiren bir tavırdır” dedi.
Buna karşın olası bölgesel veya yerel provokasyonların parçası olmadan hareket edilmesi gerektiğini de vurgulayan Akansoy, gerilim ortamına girmeden yol almanın en akılcı yaklaşım olduğunu ifade etti.
HRİSTODULİDİS’E: “BÜYÜK DEVLET OYUNLARI YERİNE ÇÖZÜME ODAKLANIN”
Hristodulidis’e çağrıda bulunan Akansoy, “Provokatif hamlelerinizi görüyoruz. ‘Büyük devlet oyunları’ yerine çözüme odaklanmalı ve ‘tüm tarafların kazandığı’ bir adıma ortak olmalısınız” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs sorununun çözümünde yalnızca müzakere masasına oturmanın yeterli olmadığını belirten Akansoy, tarafların birbirlerinin kaygılarını ve güvenlik algılarını da dikkate alması gerektiğini kaydetti.
Akansoy, Kıbrıs’ın İsrail’in bölgesel güvenlik stratejisinin bir parçası haline getirilerek, 1960 Antlaşması’nın garantör ülkelerinden Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri rahatsız edecek bir denklem üzerinden güven inşa edilemeyeceğini savundu.
Kıbrıs’ın geleceğinin Gazze’deki savaşa, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetine veya bölgesel güç mücadelelerine kurban edilemeyeceğini belirten Akansoy, Hristodulidis’e şu soruyu yöneltti:
“Çözüm için güven mi üretecek, yoksa jeopolitik güç mü biriktireceksiniz? İkisini aynı anda yürütmek mümkün değildir.”
Akansoy, Kıbrıs’ın ihtiyacının daha fazla silah, daha fazla bölgesel ittifak ve daha fazla güç gösterisi olmadığını belirterek, “Kıbrıs’ın ihtiyacı BM parametreleri çerçevesinde, siyasi eşitliğe dayalı hakiki bir çözüm ve gerçek bir barış siyasetidir” ifadelerini kullandı.










