BMGK’de, Rusya’nın Orta Doğu’da devam eden çatışmalardaki “trajik can kayıplarına” ilişkin karar tasarısı oylandı.
Konsey üyelerinden 4’ü Rusya’nın teklifini desteklerken, 2 üye aleyhte oy kullandı, 9 üye ise çekimser kalmayı tercih etti.
Rusya’nın bölgedeki tüm tarafları “askeri faaliyetlerini derhal durdurmaya, Orta Doğu’da ve ötesinde daha fazla gerginliğe yol açabilecek her türlü adımdan kaçınmaya” çağırdığı tasarı yeterli oy sayısına ulaşamadı.
Rusya, tasarının kabul edilmemesine tepki gösterdi
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, oylama sonrası yaptığı konuşmada, sonucu BMGK üyelerinin “hukuka, BM Şartı’na ve barışa ne kadar bağlı oldukları” bağlamında eleştirdi.
Nebenzia, “Bu (sonuç), söz konusu ülkelerin uluslararası hukuka, BM Şartı’na ve barışa ne kadar bağlı olduklarına dair yüksek sesli açıklamalarının boş bir retorikten başka bir şey olmadığını bir kez daha çok açık bir şekilde göstermektedir.” dedi.
Rus büyükelçi, söz konusu devletlerin, pozisyonlarını “tamamen kısa vadeli siyasi çıkarları, dayanışmayı engelleme ve yaşlı dostlarıyla aralarının bozulmasından duydukları korku üzerine” belirlediğini ileri sürdü.
“Rusya, Orta Doğu’daki çatışmanın mümkün olan en kısa sürede sona ermesi ve her türlü anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi için mümkün olan tüm çabayı göstermeye devam edecektir.” diyen Nebenzia, makul ve yapıcı düşünen üye devletlerden de benzer bir yaklaşım beklediklerini dile getirdi.
ABD, Rusya’nın İran’ı korumaya çalıştığını ileri sürdü
Nebenzia’dan sonra söz alan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Rusya’nın, karar tasarısı için yeterli oya sahip olamayacağını bildiği halde “bu konuda ısrar ettiğini” söyledi.
“Rusya, burada, Güvenlik Konseyi’nde bir kez daha ortağı İran’ı korumak için hareket ediyor.” diyen Waltz, ABD’nin İran rejimini “hesap verebilir kılmak ve eylemlerini gün yüzüne çıkarmak için” çalışmaya devam edeceğini belirtti.
Waltz, Rusya’nın BMGK’nin temel ilkelerine uygun hareket etmesini engelleme girişimlerinin ABD’yi caydırmayacağını ifade etti.
BMGK, 28 Şubat’taki acil bilgilendirme toplantısında krizi görüşmek üzere bir araya gelmiş, toplantıda ABD, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarını uluslararası barış ve güvenliğe tehdit olarak nitelendirmişti. ABD, İsrail ile ortak askeri harekatının amacının bu yetenekleri yok etmek ve İran’ın militan vekil gruplara verdiği desteği sekteye uğratmak olduğunu belirtmişti.
İran ise saldırıyı uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın ihlali olarak kınamış, Şart’ın 51. maddesi uyarınca kendini savunma hakkının altını çizmişti.










